2 Mayıs 2012 Çarşamba

Küf




Kaç kere  küf ile karşılaştınız hayatınızda?
Ne kadar zaman küf kokusunu çektiniz ciğerlerinize?
Kokusunu bilimisiniz?
Elleriniz hiç küflendi mi?
O simsiyah ama aslında yeşilim tırak renk bulaştı mı ellerinize?
Yapıştı mı hayatınıza o renk hiç?
Geçmişle yüz göz oldunuz mu? İstemeden olmuş olsa bile?

Küf sadece sizin ummadığınız zamanda karşınıza çıkar.
Hiç beklenmedik yerde, beklenmedik zamanlarda.
Şaşırtır, kirletir her şeyi.
Bence hayatın, yaşayan tarihidir. Siz ne kadar uzak durmaya çalışırsanız çalışın bir gün bulaşır elinize..
Temizlemek istemezsiniz çünkü sizin hayatınızdır elinize bulaşan.
Kapının dışına koyarsınız, sizden uzaklaşsın diye, kokusu kalır elinizde.
Güneş görmemesi iyidir. Gün ışığında daha da koku verir.
En kısa zamanda çıkartırsınız hayatınızdan ama nasıl hayatınızı silemezseniz, küf kokusu da kalır burnunuz da ona alışana kadar...

Nedense sadece hayatımızın hatırlamak istemediğimiz anıları küflenir.
Mutlu anılar her an daha parlayarak girer hayatımıza, kiri pası, küf’ü siler atar hayatımızdan..

Haftasonubabasi






9 Nisan 2012 Pazartesi

Oralarda bir yerdesin...

Orada bir yerdesin biliyorum...
Orada olduğunu biliyorum.
Dokunamıyorum, 
Orada olduğunu biliyorum.
Sesini duyuyorum.
Orada olduğunu biliyorum.
Sıcaklığını hissediyorum.
Biliyorum ki uzak değil, çok yakınsın
Aşksın, hayatsın.
Ulaşamıyorum.
Özlüyorum.

2 Nisan 2012 Pazartesi

Mutlu olabilmek böyle bir şeymiş meğer.....



Mutluluğu özlemişim. Hiç de o kadar büyütülecek bir şey değilmiş meğer.
Hissedebilmek yetiyormuş.
Gülmek,
Yaşanan onca zorluğu sadece olduğu gibi kabul etmek,
Karın ağrısı yaşayacak kadar gülebilmek,
Anlamsızca her önüne geleni olduğu gibi kabullenmek,
Zamanı sadece detay olarak görebilmek,
Gözlerinde parıltıların ışık olduğu insanlar ile biraz zaman geçirmek,
Zamanı, paylaşabilmek,
Paylaştığın her An’dan zevk alabilmek,
Her ne olursa olsun, olanı taa içinde hissetmek,
Yapmacık olmadan oldu gibi olan arkadaşlar ile olmak,
Hiç bir karşılık beklemeden verilen, bir küllah dondurma da sevginin en büyüğünü görmek,
Her aklına geldiğinde kalp çarpıntısını hissedebilmek,
Hissettiklerin geçmesin diye uyumamaya çalışmak,
Deniz kokusunu her an içinde hissetmek ve huzuru bulmak,

Mutlu olmak güzelmiş....Çok da özlenmiş..



30 Ocak 2012 Pazartesi

Kar yağmış....!

Sessizlik kaplamış her yeri,
Ekolar yok olmuş.
Söylenenler geri gelmez olmuş.
Karanlık aydınlık,
Aydınlık sararır olmuş.
Söylenen her söz duyulur olmuş
Gülüşmeler duyulur olmuş
Çocukların koşmaları,
Komşunun dedikodusu,
Asansörün kapısı,
Arabanın motoru,
Kalbin her çarpışı,
Kar tanesinin yere düşmesi,
Hayatın sesi duyulur olmuş.

Olanlar yavaşlamış,
Olması gerektiği gibi olmuş.
Koşuşturmalar ağırlaşmış,
Hareketler yumuşamış
Hayat sakinleşmiş.

Olması gereken olmuş,
Kendimize kendi sesimizi duyurabilmişiz.
Sakinleşip, dinginleşmişiz,
Kaygılarımız azalmış, sadece basite indirgenmiş
Duygularımız ateşlenmiş,
Yaşadıklarımız fark eder olmuşuz.
Merak etmeye başlamışız birbirimizi, başkalarını...
Paylaşmayı düşünmüşüz, her ekmek kırıntısını...

Kar yağmış,
Çok soğukmuş,
En soğuğu imiş,
Daha da yağacakmış!

Yağsın yağabildiği kadar,
Her tanesinde unutmuş olduklarımızı hatırlattığı için,
Hayatı olması gerektiği  gibi önümüze serdiği için,
Bizi yavaşlattığı için,
Sevgimizin içimizi ısıttığını hatırlattığı için,
Kar yağsın hayatımıza.......



24 Ocak 2012 Salı

Mutluluğun Sesini duymak......


Sadece bir sesin sizi mutlu ettiği oldu mu hiç?

Sadece bir duyunuzun işlediği,

Görmeden, koklamadan, dokunmadan, hissetmeden....

Sadece kulaklarınıza gelen tını ile mutlu oldunuz mu hiç?

O kadar güzel, o kadar anlamlı ki.....

Sanki duymanın dışında hiç bir duyunun anlamı kalmıyor...

Sadece sesi duymak, mutluluğu hissettirmeye yetiyor.

Sesinden huzur duyup,

Neşesini her hücrenizde hissediyorsunuz....

Yüzünüzde bir tebessüm beliriyor, belli belirsiz

Ama her hücreniz tazeleniyor duyduğunuz sesin tınısı ile.

Mutlu oluyorsunuz hayatın karmaşası içinde, sadece mutlu.....

 haftasonubabasi

1 Aralık 2011 Perşembe

İKİLEM!


Kolay, hem de çok kolay! -  Zor, hem de çok zor!

Bir arada olmak.
Beraber olmak.
Yuva kurmak.
Ev yapmak.
Çocuk yapmaya çalışmak ve yapabilmek.
Sevmek.
Sevildiğine inanmak.
Aile kurmak.
Evlenmek.
Sarılmak.
Sevmek.
Aşık olmak.
Paylaşmak.
Oynaşmak.
Yaşlanmak.
Hasta olmak.
Aranmamak.
Duyulmamak.
Hissetmemek.
Duygusuzlaşmak.
Tat alamamak.
Yalnız kalmak.
Kırılmak.
Darılmak.
Konuşmamak.
Kavga etmek.
Sevişmek.
Darılmak.
Barışmak.
Yorulmak.
Ağlamak.
Gülmek.
Isınmak.
Soğumak.
Dedikodu yapmak.
İyi konuşmak.
Para kazanmak.
Paylaşmak.
Hissetmek.
Sarılmak.
Yok etmek.
Oluşturmak ve yaşatmak? 

26 Ağustos 2010 Perşembe

Degisim..

Değişebileceğini düşünmezdim.
Değişmeyeceğini biliyordum.
Hiç bir zaman aynı olamazdı.
Hiç bir zaman aynı olmayacaktı.
Daha güzeli, daha mutlusu, daha heyecanlısı, daha eğlencelisi, daha yoğunu,
En önemlisi daha sevgi dolusu, hiçbir zaman olmayacaktı….
Ama oldu  ve değişim başladı…!
Zaman aldı, zor zamanlar oldu, hayatın her yönünü, hataların her türünü sorgulayacak çok zamanlar oldu. Hata kimde? Nerede hata yaptım? Nerede hata yaptık? Neyi daha iyi yapsaydık da, bu durumlara düşmeseydik? Neyi eksik yaptık? Neyi eksik yaptım? Neden? Nasıl? Niye?
Geçen zaman içersinde binlerce soru sordum kendime? Bazılarının cevabını kendi kendime verebildim. Bazı sorular ise öylece havada asılı kaldılar.
Çocuklarım nasıl zarar görmeden atlatabilirler bu travmayı? Kendi hayatımdan daha neler katabilirim ki çocuklarım daha mutlu olsunlar ve hiçbir üzüntüyü hissetmesinler. Onlara tüm zamanımı verebilsem acaba daha mutlu edebilir miyim? Her şeyin en iyisini hak ettiklerini bilip acaba neyi eksik yapıyorum da daha az mutlu oluyorlar?
Ama değişim o kadar kuvvetli, o kadar şiddetli, o kadar ani geldi ki. Ne aklımdaki soruları, ne de aklıma gelecek soruları düşünebilecek zaman bıraktı bana.
Zaman yetmez oldu. Hem çocuklarıma hem de değişime….
Doğru insan, doğru zamanda bir gün içinde devrim yaptı. Kendime gelmem zaman aldı, hala zaman istiyor.
Değişim başka soruları ve sorularla beraber eski soruların cevaplarını getiriyormuş. Bu kadar karamsarlıktan sonra güneşin doğuşunu gösteriyor insana…İçini ısıtan, kasveti ışığa gömebilen, havada kalan son toz tanelerinin yansımalarını sabah melteminin hafifliği ile yavaş yavaş  dışarı atan, kapıdan çıkan her toz zerreciği ile yeni, sıcak ve harika bir güne havayı temizleyen, astım ilacı gibi temiz havanın içine dolmasına izin veren katalizatör oluyormuş.
Değişimin adı AŞK..
Yeni soruların listesi çok uzun ama bir o kadar da kısa galiba.
Sevgi ile bu güne kadar çocuklarıma bir travma yaşatmamayı başarabildiysem, Aşk ile çocuklarıma kendi mutluluğum ile neler yapılabileceğini  onlara göstermek istiyorum. Başarılı olacağını biliyorum ve değişimin onlara çok daha fazla bilgelik katacağına inanıyorum…
Doğru insan, doğru zaman ve saf sevgi benim hayatımı pozitif yönde değiştirdiği kadar çocuklarımızın hayatını da değiştireceğine inanıyorum.
Hayatımızda, değişime ve saf sevgiye yer açalım. Her şeyin bir akşamda değiştiğini göreceksiniz….
Haftasonu Babası