2 Mart 2010 Salı

Yerdeki arabalar...

Yaşamak, paylaşmak, hissedebilmek, sevmek, hem de delicesine sevmek izler bırakıyor arkasından. Bazılarını silip atmak kolay, bazılarını zamana bırakmak gerekiyor, kimi izler ise hiçbir zaman yok olmuyor hayatımızdan. İlişkilerimiz, işimiz, çocuklarımız.
Aynı acı gibi, başta çok yakıyor ama zamanla geçiyor. Bazılarını hatırladığınız zaman bile diliniz uyuşuyor, diğerlerinde ise sadece unutuveriyorsunuz yalnızca o acıyı tekrar tadana kadar.
İlişkilerimiz, geçmişte yaşadıklarımızın çoğu üzerimizde izler bırakarak, olmaları gerektiği yere gitmişlerdir. Her ne kadar onları unutsak yâda unuttuğumuzu düşünsek bile bıraktıkları izleri gördükçe, yaşadıkça, hissettikçe anlarız aslında bizi terk etmediklerini.
Bazıları acı olmasa bile, bıraktıkları izin ağırlığı ve üzüntüsü yoğundur. Tıpkı bu hafta sonu çocuklarımın yerde bıraktıkları oyuncak arabaların bende bıraktığı üzüntü gibi.
Bundan sadece bir gün önce, o küçücük, onlar için o andaki en değerli arabalar şimdi tek başlarına boyunları bükük duruyorlar sessizliğin içinde. Sanki dokunulmak ister gibi, sanki sağa, sola fırlatılmak ister gibi.
Hangimiz isteriz savrulup gitmek? Beklemediğimiz bir anda duvarlara doğru fırlatılmak? Ama orada duruyorlar işte öyle sessizce. Kaderlerini, sahiplerini bekliyorlar, gelip fırlatsın diye. Hayatı sahipleri ile yaşamak ister gibi, onlar bana, ben onlara bakıyorum gecenin boşluğunda.Sahiplenilmek isteyenin kim olduğunu bilmeden.
Onlar birazdan başkası tarafından kutularına girdiğinde, ben sahipsiz kalıp kutuma konulmak için bekliyor olacağım. Belki de bir duvardan diğerine savrulabilmek için. ,
Sadece kalan izler olacak yarın sabah hayatımda. Her sabah boşluğa uyandığım gibi…
Tekrar yeni bir hafta sonunun gelmesi beklerken….
Haftasonubabası

2 yorum:

Zeyneb dedi ki...

Çok ağlattınız beni Rıza bey, ÇOOOOOK!
Sizi o kadar iyi anlayabiliyorum ki sol yanım yandı yazınızı okurken. Allah hepimizin yardımcısı olsun, ne denilebilir ki!
Sevgiyle...
Zeynep

Hakan dedi ki...

Bugün, gazetedeki röportajınız sonrası oğlumu, pazar akşamı annesine teslim eder etmez siteye üye oldum. Gezinirken yaşadığım son 4 yılın acısını tekrar hissettim. Özellikle bu makale ile..ben ilk 1 yıl bebeğimin oyuncaklarını bile toplayamazdım ardından...şimdi de öyle, bir yandan yazıyorum..bir yandan yerdeki legoları,arabaları, resimleri süzüyorum....çok güzel ifade etmişiniz,kaleminize sağlık.